Browsing the archives for the felsefi tag.

Sezar-Napolyon-Hitler Dracula ve Starwars

Kategorilenmemiş

Kötü ressamlar taklit eder, iyi ressamlar çalar, Pablo Picasso

Sırlarını Mesnevî’den aldım
Çaldımsa da beylik malını çaldım.

Şeyh Galip

Uzakları görebiliyorsam, bu ‘devlerin omzunda yükselmemiz’ sayesindedir, Descartes

Felsefe, sanat, bilim, aklımıza gelebilecek ne kadar alan varsa hepsi insanlığın ilk günlerinden beri belli bir birikim sonucu oluşmuş yöntemlere sahiptir. Edebi eserlerin çoğunda daha önce ortaya konulmuş fikir, yöntem ve meydana gelmiş olaylara, ve sorulagelmiş bir çok soruya bir takım atıflarda bulunulduğunu görmek mümkündür. İnsanlar okudukları şeylerde daha önce üstünde düşünmüş oldukları bir takım şeylere yeni eklemeler-betimlemeler yapılmasını beklerler. Bir romandaki kişilikleri ve aralarındaki iletişimleri okurken bile aslında bir takım çıkarımların sonuçlarını ediniriz, daha önce yaşadığımız ya da üzerinde tartıştığımız bir takım ikilemler ile söz konusu olayları karşılaştırmaya çalışırız.

Dolayısıyla aslında edebi eserler, özlü sözler tarih boyu süregelen belli bir silsileyi takip eder. Herkes farklı bir cevap verir ve kendi takipçilerini oluştururlar. Ancak daha önce aynı konuda konuşanlardan tamamen bağımsız bir şekilde varolduklarını düşünmek, en kötü ihtimalle bu konuda konuşma ihtiyacını hissettiren insanlık birikimini göz önüne aldığımız zaman pek de mantıklı olmayacaktır.

Continue Reading »

Bu yazı toplamda 2380, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

No Comments

Metaforlar ve Bulgulayıcılık Konusundaki Faydaları Üzerine

Kategorilenmemiş

Evet, bir başka yazıyla karşınızdayım efenim :)

Öncelikle, “Yazı yazmak üzerine” başlıklı yazıma bir takım yamalar yapmak istiyorum. Bir önceki yazımdan edindiğim tecrübe ile, şöyle bir tez öne sürüyorum:

Öncelikle herkesin bildiği gibi, bir insanın kısa süreli hafızasında aynı anda tutabildiği (tabi cümle değil, farklı temalara ait nesnelere ait kelimeler olacak bunlar, çakallık yapmayın :D) kelime sayısı 5 ile 9 arasında değişir. Bu arada fazla tutabiliyor olmanız zeki olduğunuzu göstermez (genel anlamda zekayı ölçmekten bahsediyorum tabi, yoksa diğer alanlarda aynı yetilere sahip bireylerden daha fazla kelime aklında tutabilen tabi ki daha zeki olacaktır), örneğin ben unutkan bir varlık olduğum için az kelime tutabiliyorum aklımda. Çeşitli tekniklerle bu sayıyı arttırabilirsiniz, ki bu zeki olduğunuzu değil akıllı olduğunuzu göstermeye başlar. Neyse yine dallanıp budaklandırmadan devam ediyorum. Bu durumda yazıda bahsettiğim ve üzerinde yorum yaptığım temel kavramların, 4-5 taneden fazla olmaması gerekiyor (bahsetmeyi planladıktan sonra yazarken aklıma gelen alengirli şeyler için 2-3 kontenjan ayırmak mantıklı geldi). Bu şekilde daha az sıkıcı ve akılda iz bırakıcı yazılar yazılabileceğini düşünüyorum.

Continue Reading »

Bu yazı toplamda 3780, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

1 Comment

Bakmak, Görmek, Anlamak, Anlamlandırmak, İşe Yarar Hale Getirmek ve Yeniden Üretmek Üzerine Deneme

Kategorilenmemiş

Hmm evet önce bir giriş kısmı yazmak lazım bu yazıya :) Bu konuda neden yazma ihtiyacı hissettiğimi açıklayarak başlayabilirim sanırım.

Küçüklüğümden beri bakmak<->görmek konusunda hep insanlarla tartışma ihtiyacı duymuşumdur. Herkes görmek daha önemlidir der. Benim bu konudaki fikrim biraz daha farklı. Tabi ki her iki fiil de bir insanın hayatla sağlıklı bir iletişim kurmasında önemli bir yere sahip, ancak nereye bakacağımızı bilemezsek hiç bir şey göremeyiz, ya da gördüğümüz şeyler işimize yarayacak şeyler olmaz. Aslında ben “bakmak” kelimesine bilinçlilik anlamı yüklüyorum daha çok.

Benden bir arkadaşım arada bana derslerle ilgili sorular soruyordu, ben de Google’dan arayıp linkleri ona atıyordum. Bir süre sonra sorularını hızlıca cevapladığımı farkedip beni birşey sanmaya başlamış (Sonradan anlattığına göre) :) Ancak son seferinde bana şöyle bir cevap döndü:

“Google’dan bulduğun ilk linki bana attığın için teşekkür ederim :)”

O seferinde ilk linkte çıkmıştı, neyse yaptığım bu çakallığın üstünde fazla durmayıp, olayı anlamlandıralım :)

Bu arkadaşın Google’dan haberi yok muydu? Vardı. Ancak orada saçma sapan, yok canım bu da çıkmaz herhalde denilen bilgiler de dahil herşeyi bulabileceğinin henüz farkında değildi. Görmek konusunda ise hiç bir sıkıntısı yoktu, kendisine gelen linklerdeki çözümü bulup rahatça uygulayabiliyordu çünkü.

Evet şimdi dikkatimizi biraz da insanın düşünme şekline yoğunlaştırıp, başlıktaki kavramlara ve aralarındaki ilişkilere atıf yapmaya başlayabiliriz.

Continue Reading »

Bu yazı toplamda 12306, bugün ise 28 kez görüntülenmiş

3 Comments